çizgi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizgi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Süperman'in kostümü satışa çıkıyor

Süpermen'in kostümü Avustralya'da açık artırmayla satılacak. Bonhams ve Goodman müzayede şirketinin açıklamasına göre, Amerikalı aktör Christopher Reeves'in giydiği kırmızı-mavi, üzerinde S yazılı kostüm 24 Mayıs'ta Melbourne'da satışa çıkarılacak.
Kostümün 15 bin avroya alıcı bulabileceği tahmin ediliyor. Kostüm, 1983'te çevrilen Süpermen 3 filminde kullanılmıştı. Aktör Reeves, attan düşerek felç olmuş ve 2004 yılında 52 yaşında ölmüştü.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Moskova’nın yüz güldüren festivali

Rusya'nın başkenti Moskova'da açılan 8. Uluslararası Çizgi Roman Festivali "KomMissia" dünyanın en iyi mizah, karikatür ve animasyon sanatçılarını biraraya getirdi
Sinema, resim ve edebiyat kolajı
Tek resim ve tek kağıda sığmayan hikayeleri karikatürler zinciri halinde bir film haline getiren mizah sanatçıları, eserlerinde edebiyat, resim ve sinemacılığı harmanladılar.
Bu yılki KomMissia'yı "Festivaller Festivali" olarak ilan eden organizatörler, Moskova'nın farklı semtlerindeki kültür merkezlerinde gösterime sunulan eserlerle başkentli sanatseverlere sürpriz yaptı.
Türkiye temsilcisi Penguen
30 Nisan'da görkemli bir açılışla kapılarını katılımcı ve ziyaretçilerine açan ve 18 mayısa kadar devam edecek olan festivalde Türkiye'yi temsil eden Penguen dergisinin, tanıtımını 7 mayısta yapacağı açıklandı.
Festivalde, Fransa, İtalya, İspanya, ABD, Finlandiya, İsviçre, Türkiye, Şili, Çin ve Alman sanatçıların eserlerinin sergilendiği M'ARS galerisi ise ziyaretçi akınına uğradı. Ayrıca, mizah dergileri ve bazı eserlerin satışa sunulduğu festival çerçevesinde ziyaretçiler için düzenlenen çeşitli masa oyunları da çok büyük ilgi çekti. Mizah temalı bu interaktif uygulamaların her yıl tekrarlanması yönündeki taleplerini dile getirdiler.

3 Mayıs 2009 Pazar

Gölge Dergi 20. sayısıyla huzurlarınızda. Bu sayıda Gökcan Şahin'den "Kalem Kılıçtan Keskindir", Sadık Yemni'den "Birinci Reklamkeş Cinayeti", Mustafa Emre Özgen'den "Takım Elbiseli Adam II", Serdar Kökçeoğlu'dan "Ekstra İnce, Ekstra Hassas" ve Oğuz Özteker'den "Kadın Telefon Etmezse" öyküleri yer alıyor.

Mustafa Göçer'in 3M+T'nin ikinci bölümü ile Onur Diler'den Düş Kapanı çizgi romanları da yine bu sayımızda.

Masis Üşenmez bizi SkyNET'le bağlantıya geçirip Terminatör'ün bahsini "Terminatör Will Be Back!" yazısıyla açarken, İlker Altın pop sürrealizmin kimliğini "Lowbrow Art" ile ortaya koyuyor. Barış Saydam ise soyulmanın hazzını "The Pleasure of Being Robbed" yazısında inceliyor. Hasan Nadir Derin tüm karizmasına karşın Wolverine'in aslında bir müzikal oyuncusu olduğunu "Müzikallerden Hollywood Yıldızlığına" adlı Hugh Jackman yazısıyla gösteriyor.

Yazar Erol Çelik'i "Her İnsanın Karanlık Bir Dünyası Vardır..." yazısıyla kendi kaleminden okuyoruz. Ayrıca Bihter Küçük "Kozanın Tereddütü" adlı kitabı inceliyor. Ankara'nın festival günlüğünü Hasan Nadir Derin "Başkentte Sinema Dolu Bir Ay" yazısıyla sizler için tutuyor.
Gölge e-Dergi 20. sayıyı PDF olarak okumak isterseniz buradan indirebilirsiniz.
Gölge e-Dergi 20. sayıyı flash olarak okumak isterseniz buradan indirebilirsiniz.

1 Nisan 2009 Çarşamba

‘İstanbul patlamaya hazır bir malzeme’

Çizgi romanın ünlü ismi Enki Bilal, İstanbul’da sergi açtı. Sanatçı, ‘Avrupa’da büyük şehirler gitgide birbirine benziyor. İstanbul’da her şeye rağmen farklılık var’ diyor

Çizgi romanın yaşayan efsanelerinden, eserleri müzayedelerde satış rekorları kıran, aynı zamanda sinema filmleriyle de dikkat çeken Enki Bilal, İstanbul’da. Sanatçının orijinal eserlerinin yer aldığı sergisi Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.
Bilal’in Türkiye’deki ilk sergisi, onun hayranlarından biri olan ve yıllardır eserlerini toplayan koleksiyoner Murat Cem Şerbetçi’nin çabalarıyla hazırlandı. Sergide Şerbetçi’nin koleksiyonundan önemli eserler de yer alıyor. Bu eserler arasında, çok nadir görülen Horus heykelciği ile Enki Bilal tasarımı Hyperion saati de bulunuyor.
Bilal, serginin kendisi için özel bir önem taşıdığını çünkü İstanbul’u çok iyi tanıdığını söylüyor:
“Daha önce üç kere geldim İstanbul’a. Coğrafi olarak önemli bir şehir. Avrupa’daki büyük şehirler git gide aynı olmaya başlıyor. İstanbul’da her şeye rağmen farklılık var. Patlamaya hazır bir malzeme aslında İstanbul. Çünkü siyasi olarak Avrupa’ya açılmak istiyor ama kendi gelenekleri de var.”

‘Kartal İstanbul’un simgesi’

Bu sergi için Enki Bilal özel bir afiş çizdi. Sanatçı, merkezde bir kadın, arkasında kartal ve fonda caminin yer aldığı afişi nasıl tasarladığını şöyle anlatıyor:
“Kartalı seçtim çünkü İstanbul’un simgelerinden biri. Merkeze kadını yerleştirdim; kadını her şeyin çözümü olarak görüyorum. Erkeklerin beceremediği, yapamadığı şeyleri kadınların tamamlayacağına çok inanıyorum. Kurtuluşumuz kadınlarda.”
Yugoslavya doğumlu sanatçı, dünya halinden etkileniyor ve bunu eserlerinde de yansıtıyor: Yugoslavya’nın parçalanmasını, Doğu Blokunun dağılmasını, savaşları, köktendinci rejimlerin yükselişini onun çizgilerinde görebiliyoruz. Karanlık bir atmosferin hâkim olduğu destansı hikayeleri için “Ciddi konulara değiniyorum” diyor ve ekliyor:
“Önemli bulduğum konular bunlar. Karanlık görünseler de hep olumlu bir tarafla işe başlıyorum. Hem görseller var hem de yazılar. Görsel olarak karanlık bir şeyler gösteriyor, pek hoş olmayan konulara değiniyorum ama yazılarda hep bir ironi, espri vardır.”
Filmleriyle de tanınan bir isim Bilal. Bugüne kadar “Immortel / Kadın Tuzağı” - Türkiye’de de vizyona girmişti-, “Tykho Moon” ve “Bunker Palace Hotel”e imza attı. Ve yine burada da bambaşka dünyalar yaratırken, ‘dünyanın gidişatı’na ve yaşananlara dair sözünü söyledi. Bilal, sinema yaparak risk aldığını vurguluyor:
“Çünkü tam hâkim olmadığım bir şeyin içine girip ondan güzel bir sonuç yaratmayı umuyorum... Sanatsal olarak tabii ki sinema bana limitler sunuyor. Çizgide yapabildiğim kadar özgür değilim. Ama buna rağmen o risk beni heyecanlandırıyor. Sinema ve çizgi birbirini zenginleştiriyor. Yeni bir şekilde kendimi algılıyorum. Ve sinema yaparken çizmediğim için kendimi muhafaza etmiş oluyorum. Tekrar doluyor depo ve tekrar yaratabiliyorum.”
Kendini bir ‘hikaye anlatıcısı’ olarak nitelendiren ve “Çizgi roman insanların içindekileri kâğıda dökmesine yarıyor” diyen Bilal’in sergisi 2 Mayıs’a kadar izlenebilir.

17 Mart 2009 Salı

Enki Bilal İstanbul’da

Çizgi roman aleminin en ünlü isimlerinden Fransız sanatçı Enki Bilal 28 Mart - 2 Mayıs tarihleri arasında Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu’nun konuğu oluyor.
Yönetmenliğiyle de tanınan Bilal’in orijinal eserleri ve imzalı sayılı serigraf ve litograf baskılarından saat tasarımlarına birçok de eserine yer verilecek. Enki Bilal 28 Mart günü 14.00’de sergi salonunda bir söyleşiye katılacak.

9 Mart 2009 Pazartesi

EN İYİ 10 ÇİZGİ ROMAN UYARLAMASI

2000’lerde yükselişe geçen çizgi roman uyarlamaları, stüdyoların en çok başvurduğu gelir kaynağı haline geldi bir anda. Bu doğrultuda da bekleneceği gibi zamanla belli değişimler geçirdi, farklı yollara girdi ve kendi içinde ‘çizgi roman estetiği’ denen bir kavram doğurdu. Elbette bu seçkiyi yaparken daha çok bu estetiği ve uyarlamalar içinde kilit bir yere oturan filmleri öne çıkarmaya çalıştık. Her listeden artakalanlar olduğu gibi, burada da saf dışı kalan eserler olmuştur. Bunlara örnek olarak son dönemde çekilip kendi ölçülerinde dikkat çekseler de uyarlamalar tarihinde kilit bir yere oturmadıkları için listeye dahil etmediğim “Örümcek Adam” ve “X-Men” serileri verilebilir.
1-Günah Şehri (Sin City) (2005)
Başlı başına bir şehir ve bir estetik yaratan yapım, özgün çizgi roman çizeri Frank Miller’in zihninden sinemayı özetler aslında. Bir suç şehrini, siyah-beyaz bir zemin üzerine inşa ederken, arada tek tük renkli öğeler de estetiğe hizmet eder aslında. Miller, Robert Rodriguez ile beraber oturduğu yönetmenlik koltuğunda tamamı yeşil ekran teknolojisiyle çekilmiş bir filme imza atmıştır. “300”, “The Spirit” gibi sonradan aynı mantık ışığında çekilen filmlerin esin kaynağı olması bir yana ‘çizgi roman estetiği’ denen şeyin en bariz örneğidir de “Günah Şehri”. Bir suç şehrini eski kara film motifleriyle sararken çok hikayeli ve karakterli olay örgüsüyle de dikkat çekmiştir. Çizgi roman uyarlamalarında ‘Frank Miller kulvarı’nı açan filmdir en kısa tanımıyla. Bu kilit eserin şimdiden iki devam filminin projelendirildiğini de ekleyelim.
2-Batman (1989)
Film, noir dokusunun üzerinden kendine has bir çizgi roman estetiği ve dünyası yaratarak takipçilerinin yolunu açmıştı o zamanlar. Çizgi romanın fantastik dünyasını kara film evreniyle bütünleyerek dikkat çeken yapıt, New York’u model alarak yarattığı ‘Gotham City’ adlı dünyadan soyutlanmış şehirle bir ‘Çizgi Roman Şehri’ dokumuştu aslında. Bu yönüyle de “Günah Şehri”nin özündeki estetiğin ilk uygulamasıydı. Tim Burton’ın masallara ve çizgi romanlara hakim bir kişilik olması bütün filmografisine yansırken, burada yakaladığı estetik ise uyarlamaların tarihine damga vuruyordu. Mitoloji, felsefe gibi kavramların hakimiyetiyle de tavan yapıyordu.
3-Hulk (2003)
Oscarlı Ang Lee’nin yönettiği yapıt, ‘çizgi roman estetiği’ adına sinemanın en önemli filmlerinden. Zira sayfaların bölünmesiyle bildiğimiz çizgi romanı kurgudaki ‘ekran bölme tekniği’yle sinemada canlandırması ve bütün filmi o mantığın üzerine kurması, daha önce yapılmamış bir film modeli dokumasını sağlamıştır. Bu en önemli ve merkezi özelliğinin sinemada bir daha yapılmaya cesaret edilememesi de filmin ‘modern klasik’ olarak yerini perçinleştirdi.
4-Görkemli Hayatım (American Splendor) (2003)
‘Underground Comic’ (Alternatif Çizgi Roman) akımının sinemadaki en önemli temsilcisi olan yapıt, o anlayışın kilit ismi Harvey Pekar’ın otobiyografik bir hikayesine odaklanır. Sonradan “Dadım Aşık” (“The Nanny Diaries”) ile yine çizgi roman estetiği içeren bir yapıta imza atan Shari Springer Berman-Robert Pulcini ikilisi imzalı yapıt, sosyal bir taşlama olarak öne çıksa da özellikle kullandığı renklerle ve ekran bölme tekniğiyle dikkat çeker. Bu eğilim, bu filmden sonra patlayarak “Napoleon Dynamite”, “Ghost Word”, “Juno” gibi yapıtlarda serbest çizgi roman estetiği denemelerine yol açmıştır. Esas mantığı ise anti-kahramanlar üzerinden alt kültürü ilgilendiren olay örgüleri dokumaktır.
5-Watchmen (2009)
Çizgi roman uyarlamasının önüne ‘epik’ kelimesini ekleyen yapıt olmuştur. Zack Snyder’ın ne kadar yenilikçi ve postmodern bir yönetmen olduğunu vurgulaması açısından da önemlidir. İsmi gibi ‘zaman’ın gerçekliğiyle oynayıp kendi ‘zaman’ını yaratan bir uyarlamadır bu. Eşine benzerine rastlamanızın kolay olmadığı bir yapıttır. Zira bu listedeki hem eski hem de yeni çizgi roman uyarlamalarının tamamının öğelerini içinde buluşturur. Takip edilmesinin zor olması da dikkat çekici anlar yakalamasını sağlar. Kısaca ‘Godardiyen bir çizgi roman uyarlaması’dır! Yani eline aldığı ‘çizgi roman uyarlamalarının ana metni’ni dağıtarak paramparça edip, karşımıza o haliyle çıkarmasıyla dikkat çeker.
6-300 (2007)
Savaş filmini çizgi roman estetiğine transfer eden yapıt, Rudolph Matté’nin 1962 tarihli “300 Spartans” adlı epik filminin bir yeniden çevrimidir. Ancak bir taraftan da Frank Miller’ın bu konuyla ilgili çıkardığı resimli romanın sinema uyarlamasıdır. Çizgi romanda ‘Frank Miller kulvarı’nı açan “Günah Şehri”nin mantığını benimseyerek yeşil ekran tekniğiyle çekilen yapıt, savaş filmlerinde de yapılmamış bir şeyi yapar. Pers-Yunan savaşında kilit karakterleri mitolojik figür olarak fantastikleştirmesi bir yana, savaş sahnelerini dar alana sıkıştırarak farkını ortaya koyar. Böylece geniş açı objektiflerle çekilmesine alışık olduğumuz savaş sahneleri, dar açı objektiflerle çekilir.
7-Barbarella (1968)
Çizgi roman uyarlamalarının ‘B filmi’ olarak üretildiği dönemin en dikkat çeken filmidir. Özellikle uzay portresi ve Barbarella karakterinin kıyafetleriyle halen belli bir kitlenin eğlence kaynağıdır. Zira kitsch (bayağılık estetiği) kavramının tanımını yapan filmlerdendir sinema tarihinde. Jane Fonda başrol performansıyla dikkat çekmesi de bir başka önemli tarafıdır.
8-Superman (1978)
“Cehennem Silahı” (“Lethal Weapon”) serisinin ve “The Omen”in arkasındaki isim olan Richard Donner’ın kimilerine göre bu en iyi filmi, çizgi roman uyarlamalarını B filminden A filmine transfer etmesiyle dikkat çeker. Zira bu film sayesinde çizgi roman mantığı biraz daha önemsenmeye başlamıştır o zamanlar, günümüzdeki kadar olmasa da. Yapıtın esas amacı 55 milyon dolarlık bütçesiyle ucuz efektleri daha inandırıcı hale getirmektir aslında. Ancak ‘çizgi roman estetiği’ adına çok fazla bir yenilik ve bilinç barındırmaz. Buna karşın şu anda sinemada çizgi roman uyarlamalarının patlaması için ilk cesur girişimi yapan film olması açısından önemli kalmıştır. Sonradan dört de devam filmiyle onurlandırılmıştır.
9-Blade 2 (2002)
Vampir filmini yenileyen birinci “Blade” filmi olsa da çizgi roman estetiği açısından serinin en iyisi ikincisidir. Zira burada yönetmen Guillermo Del Toro, kendi orijinal fantastik dünyasındaki yaratıcılığını, çizgi roman estetiğine transfer etmiştir. Böylece hem yüksek tempo, hem bol aksiyon, hem de görsel bir şölen depolayarak dikkat çekmiştir.
10-Flash Gordon (1936)
Fantastiğin önemsenmediği bir dönemde, Hollywood’un ilk yıllarında Universal’ın projelendirmeye cesaret ettiği yapıt, uzaydaki kötü imparatorla baş etmeye çalışan Flash Gordon’ın hikayesine uzanır. Bu anlamda da aslında bilimkurgunun ‘uzay operası’ alt türüne girer. Sonradan iki devam filmi ile onurlandırılsa da esas akılda kalan Flash Gordon filmi 1980’de çekilen renkli versiyondur. Onun da plastik bir görsel yapısıyla bayağılık (kitsch) estetiğinin zirvesine ulaşması, kült olmasını sağlamıştır.

Red Kit bu kez Mississippi'de

Yapı Kredi Yayınları, kahramanımız Red Kit'in efsane albümlerini yayımlamaya devam ediyor. Serinin 19. albümünün adı Mississippi Kumarbazı. 1961 tarihli orijinal bir Morris-Goscinny çalışması olan albüm yine heyecan dolu
Mississippi Nehri'ni paylaşamayan iki yük ve yolcu gemisi Asbestos D. Plower ile Daisy Belle'in kaptanları ile eski korsan Lowriver ile dürüst gemici Barrows arasında zorlu bir mücadele başlar; New Orleans-Minneapolis seferini en hızlı tamamlayan gemi, Mississippi'de çalışmaya hak kazanacak, diğeri hattan çekilecektir. Kahramanımız Red Kit, her zaman olduğu gibi iyinin yanında, haksızlığın karşısında yer alır.
Red Kit / Mississippi Kumarbazı
Sayfa sayısı: 46 sayfa
Fiyatı: 10 TL

Doğan Kardeş'ten yeni maceralar...

Doğan Kardeş, ikinci sayısından bu yana yayınlanan Kırmızı Ay, Görünmez Bay Bran ve Cambaz Antolin üçlüsünün maceralarına veda ediyor. Nisan sayısında sürpriz bir "ikinci kitap" gelecek. Bu sırada Genç Blueberry, arkasındaki Norton ve birliklerine rağmen kendi birliğine ulaşarak zamanında uyarmakta; Komançi başına gelenlere rağmen çiftliğini ayakta tutmakta; Blacksad, Karup'u köşeye sıkıştırmakta; Tetikçi de peşindekinin kim olduğunu öğrenmekte kararlı. Kırmızı Kuşak Jodorowsky öykülerinden bir yenisi, "Kaderin Efendileri" de ilk bölümüyle Doğan Kardeş sayfalarında.

Doğan Kardeş 14 (Mart 2009)
Fiyatı: 6 TL

7 Mart 2009 Cumartesi

Çizer Misiniz?

Gölge e-Dergi olarak özel sayılara devam edelim dedik ve bir KARMA ÇİZGİ ROMAN ÖZEL SAYISI yayınlama kararı aldık.
Katılmak isteyen çizer arkadaşlara 1 Mayısa kadar süre tanıyoruz. (Bize katılım bildirmesi halinde çünkü ortaya çıkacak sayıda kimlerin yer alacağını önceden bilmek istiyoruz.)
Sayfa sayısı 4 ila 10 arasında olabilir. (10 üst sınır)
Çizgi romanlarda senaryo konusu serbest, çizim tarzı serbest (mangacılar size de serbest dedik işte) (yine de her yollanan çizgi roman yayınlanacak diye birşey yok yayın kurulu olarak seçmeme hakkımız var)
Çalışmaların daha önce hiç bir yerde yayınlanmamış olması gerekiyor.
Siz de çizgi romanınızın Gölge e-Dergi çizgi roman özel sayısında yer almasını isterseniz bize bu başlıktan mesaj atarak buradan not atarak hayalsaati@gmail.com dan ulaşabilirsiniz.
Gölge e-dergiden hala haberi olmayanlar varsa http://golgedergi.blogspot.com yada www.hayalsaati.com dan Gölge e-Dergi ile tanışabilirler.
Çizer değilseniz yada katılım için vaktiniz yoksa bu duyurumuzu ilgileneceğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza gönderebilirsiniz. Çizer arkadaşlarınızı gruba davet edebilirsiniz.

Clicky Web Analytics