Pandora’nın Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pandora’nın Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2009 Çarşamba

Tribeca Film Festivali başladı

ABD'nin New York kentinde bu yıl sekizincisi düzenlenen Tribeca Film Festivali, ünlü sinema sanatçılarının da katıldığı törenle başladı.
Açılış dolayısıyla düzenlenen toplantıya, festivalin kurucuları ünlü aktör Robert De Niro ve yapımcı Jane Rosenthal ile Hollywood'un tanınmış isimleri aktris Uma Thurman ve yönetmen Spike Lee de katıldı.
Adını Manhattan'ın "Tribeca" semtinden alan ve 11 Eylül terör saldırılarının ardından semtin yeniden hareketli yaşamına dönmesini teşvik etme amacıyla başlatılan Tribeca Film Festivali'ne, bu yıl 36 farklı ülkeden 85 uzun metrajlı 46 da kısa metrajlı film katılıyor. 46 filmin dünya prömiyerinin yapılacağı festivalde Thurman'la birlikte Meg Ryan, Moragn Spurlock, James Franco gibi tanınmış isimler de jüri üyeliği yapacak.
Açılışta konuşan aktör Robert De Niro, festivalin her yıl daha da geliştiğini görmekten büyük mutluluk ve gurur duyduğunu ifade ederek, "Herkesi Tribeca'ya davet ediyoruz. Festival, ABD'nin önemli sinema organizasyonlarından biri haline geliyor. Film yapımcılarından izleyicilere herkes bu festivalde birşeyler buluyor" dedi.
Filmin De Niro ile birlikte diğer kurucularından yapımcı Rosenthal de, "11 Eylül saldırılarının hemen ardından düzenlediğimiz ilk festivale de, bu yıl ekonomik krizin ortasında yapılan sekizinci festivale de ilgi büyük. Bu, insanların iyi ya da kötü zaman ayırımı yapmadan sinemaya ilgisini ortaya koyuyor" diye konuştu.
Tribeca film festivalinde Türk filmi ''Pandora'nın Kutusu'' da gösterilecek. Yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu'nun yaptığı, başrollerini Fransız aktris Tsilla Chelton ile birlikte Derya Alabora ve Onur Ünsal'ın paylaştığı 2008 yapımı film, 24, 26 ve 27 Nisan tarihlerinde izlenebilecek.
New York'ta Borough of Manhattan Community College'da 3 Mayıs'a kadar devam edecek festivalde, film gösterimlerinin yanı sıra paneller de yapılacak.
Bu arada, festival komitesinden yapılan açıklamada, Tribeca Film Festivali'nde 8 yılda 80 ülkeden 1100 film gösterildiği ve festivalin şimdiye kadar New York ekonomisine 530 milyon dolarlık katkı sağladığı açıklandı.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Altın Laleler sahiplerini buldu

Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü Pablo Larraín’in yönettiği 'Tony Monero' adlı filme verilirken, ulusal yarışmada ise ödülü Aslı Özge’nin yönettiği 'Köprüdekiler' filmi aldı.
AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Altın Lale ödülleri 18 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Kapanış Galası ve Ödül Töreni’nde sahiplerini buldu.
ALTIN LALE ULUSLARARASI YARIŞMA
Ödül "Baskıcı bir siyasal rejim altında yaşamın gayet özgün bir manzarasını çizdiği; şaşırtıcı ve çarpıcı, eğlenceli ve dokunaklı olduğu için" Pablo Larraín’in yönettiği “TONY MANERO” adlı filme;
JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ’nü, "alışılmadık öyküsü ve kara, kapkara mizah anlayışıyla başından sonuna kadar insanı güldüren o ender filmlerden olduğu için" Ian Fitzgibbon’ın yönettiği "A FILM WITH ME IN IT / BU FİLMDE BEN VARIM" adlı filme verildi.
ALTIN LALE ULUSAL YARIŞMA
ALTIN LALE EN İYİ FİLM Ödülü Aslı Özge’nin yönettiği "KÖPRÜDEKİLER" filmine,
EN İYİ YÖNETMEN Ödülü’nü "Uzak İhtimal" filmiyle MAHMUT FAZIL COŞKUN’a verildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu filmlerin yönetmenlerine 50.000’er TL para ödülü verecektir.
EN İYİ KADIN OYUNCU Ödülü, "Pandora’nın Kutusu" filmindeki rolüyle DERYA ALABORA’ya,
EN İYİ ERKEK OYUNCU Ödülü, "Uzak İhtimal" filmindeki rolüyle NADİR SARIBACAK’a verildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, kazananlara 10.000’er TL para ödülü verecektir.
EN İYİ SENARYO Ödülü, "Uzak İhtimal" filmi ile TARIK TUFAN, GÖRKEM YELTAN, BEKTAŞ TOPALOĞLU’na,
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ Ödülü, "Süt" filmiyle ÖZGÜR EKEN’e,
EN İYİ MÜZİK Ödülü, "Ali’nin Sekiz Günü" filmiyle NAİL YURTSEVER’e,
JÜRİ ÖZEL Ödülü, Pelin Esmer’in yönettiği "11’E 10 KALA" filmine verildi.
AVRUPA KONSEYİ SİNEMA ÖDÜLÜ "FACE"
"Sinemada İnsan Hakları" bölümünde gösterilen filmlerin değerlendirilmesi sonucu; FACE Ödülü’nü, "bugünün gelişen dünyasında yerli halklara ve azınlıklara saygı göstermenin önemli olduğu mesajını veren filmde, değişen bir toplumun çektiği güçlükleri iyi kurgulanmış bir öykü aracılığı ile anlattığı" için Marco Bechis’in yönettiği "BIRDWATCHERS / KIRMIZI ADAMLARIN TOPRAĞI" adlı filme verildi. "Bu yapıt diğer sinemacıları da özgün ve yaratıcı öyküler aracılığı ile insan haklarını ele almaya heveslendirecektir" denildi.
Jüri ayrıca, "Dinsel hoşgörüsüzlük ve mezhepler arası çatışma gibi hassas konuları cesaretle ele aldığı, korkunç sonuçları gösterirken, insanların seçimler yapabileceğini ortaya koyan bir umut mesajı ilettiği” için Nandita Das’ın yönettiği "FIRAAQ" adlı filme JÜRİ ÖZEL Ödülü vermeye karar verdi.
ULUSLARARASI FİLM ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ ÖDÜLÜ
Uluslararası Yarışma’da FIPRESCI Ödülü Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği "SÜT" filmine; Ulusal Yarışma’da FIPRESCI Ödülü’nü Onat Kutlar anısına, Reha Erdem’in yönettiği "HAYAT VAR" filmine verildi. ONAT KUTLAR anısına verilen bu ödülün sahibine bir sonraki filminde kullanılmak üzere, EFES PİLSEN tarafından 30.000 USD tutarında para ödülü verildi.
Açıklamada, “Ödüle layık görülen her iki film de baktıkları dünyanın deneyimlerini ele alırken ayaklarını sağlam bir şekilde yere basıyor, ancak gerçekliğin dönüştürülebileceğini ve arzularla ütopyalar diyarının sınırlarını ihlal edebileceğini de itiraf ediyorlar. Her iki yarışmada gördüğümüz tüm filmler arasında Semih Kaplanoğlu’nun SÜT ve Reha Erdem’in HAYAT VAR adlı filmleri, Yeni Türk Sineması’nın uzak ara en iyi temsilcilerinden olmakla birlikte benmerkezcil ya da tutsak bir sinemayı temsil etmiyor, evrensel sinema estetiğinin sınırlarını genişletirken insan yaşamının en temel sorularına ışık tutuyorlar” denildi.

RADİKAL HALK ÖDÜLÜ
Festival izleyicilerinin oylarına dayanılarak verilen Radikal Halk Ödülü; Uluslararası Yarışma’da Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği "SÜT", Ulusal Yarışma’da Aydın Bulut’un yönettiği "BAŞKA SEMTİN ÇOCUKLARI"na verildi.
KÖPRÜDE BULUŞMALAR - UZUN METRAJLI FİLM...
Uzun Metrajlı Film Projesi Geliştirme Atölyesi Ödülü Hüseyin Karabey’in "SESİME GEL!" adlı projesine verildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, seçilen projenin sahibine 10.000 USD değerindeki geliştirme desteği verdi.
19 Nisan Pazar günü, Beyoğlu Sineması’nda 13.30 seansında Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülü’ne layık görülen "Köprüdekiler"; 21.30 seansında ise Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü’nü kazanan "Tony Manero" adlı film gösterilecek.

16 Nisan 2009 Perşembe

FIPRESCI kime gidecek?

7-14 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 12. Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nde FIPRESCI Ödülü için yarışacak filmler belli oldu.
12. Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin “Her Biri Ayrı Renk” bölümünde yer alan 12 film, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü için yarışacak. Bu sene Polonya’dan Anita Piotrowska, İsveç’ten Leif Joley ve Türkiye’den Nil Kural’dan oluşan FIPRESCI Jürisi; Almanya, Amerika, Arjantin, Hindistan, Hollanda, Hong Kong, Portekiz, Rusya ve Türkiye’den katılan filmlerden birini seçecek. Ödül alan film 14 Mayıs Perşembe günü festivalin kapanış töreninde açıklanacak ve törenin ardından ücretsiz gösterilecek.

Alakuş’un son filmi yarışmada
Yarışmaya Almanya’dan iki film katılıyor. Bunlardan ilki, Türkiye asıllı yönetmen Buket Alakuş’un ‘Fin Tangosu’ (Finnish Tango) adlı filmi. Geçtiğimiz sene Alman Film Ödülleri’nde “Seyirci Ödülü”nü kucaklayan film, Alex adlı genç bir adamın hikâyesi etrafında, bir grup ‘tutunamayanın’ hayata bağlanma çabalarını anlatıyor.
Yarışmanın diğer Alman filmi ise Bernhard Wicki Film Ödülleri’nde “Barış Ödülü”nü almış olan ‘Anarşistin Karısı’ (The Anarchist's Wife). Daha önce ‘Love The Hard Way’ ve ‘Obsession’ gibi filmlerde birlikte çalışan Marie Noëlle ve Peter Sehr ikilisi bu kez, General Franco’nun galibiyetiyle sonuçlanan İspanya İç Savaşı’na odaklanıyor. Film, bu savaşta Franco’ya karşı direnen kızılların önde gelen isimlerinden Justo ve onun ideolojik savaşı nedeniyle yıllarca faşist baskılarla mücadele eden eşi Manuela’nın öyküsünü anlatıyor.

Bağımsız sinemayı sevenlere
Festivalin, Amerikan bağımsız sineması tutkunları için de bir sürprizi var. Genç yönetmen Marianna Palka’nın yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı ‘İyi Mal’ (Good Dick) romantik komedi türüne göz kırparken bir yandan da türün klişelerini tersine çeviren etkileyici bir aşk filmi. İlk gösterimini 2008 yılında Sundance’te yapan ve Edinburgh Film Festivali’nde de Palka’ya En İyi Yeni Yönetmen ödülünü kazandıran film, komediyle dram arasındaki dengeyi başarıyla tutturan, mütevazı ve keyifli bir Amerikan bağımsızı.

Yarışmada Amerikan sinemasını temsil edecek bir diğer film olan ‘Sita Şarkı Söylüyor’ (Sita Sings the Blues) ise festival tarihinde FIPRESCI Ödülü için yarışacak ilk animasyon olma özelliğini taşıyor. Yönetmen, senarist, animasyoncu Nina Paley’nin Berlin’den Atina’ya, Avignon’dan Denver’a uluslararası pek çok film festivalinden ödüllerle dönen bu enfes filmi, aradan bin yıllar geçse de, aşkın hep aynı körlük, bağlılık ve gözyaşlarına sahip olduğunu hatırlatıyor.

Büyümek zordur
Cannes’dan ödüllü ‘Herkes Ölür, Ben Hariç’ (Everybody Dies But Me) yeniyetmelik üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri. 24 yaşındaki yönetmen Valeriya Gai Germanika’nın filmi Moskova’nın görece yoksul mahallelerinde genç kadın olmanın nasıl bir şey olduğuna dair çarpıcı gözlemler içeriyor.

Mijke de Jong’un yarışmaya Hollanda adına katıldığı filmi ‘Katia’nın Kız Kardeşi’ (Katia’s Sister), ablası Katia ve seks işçiliği yapan annesiyle birlikte yaşayan 13 yaşındaki Lucia’nın öyküsünü anlatıyor. En son Berlin Film Festivali’nde gösterilen, Hollanda Film Festivali’nden de senaryo ve yardımcı kadın oyuncu (Olga Louzgina) dallarında ödül alan film, mahrem sayılabilecek bu öyküyü samimi ve yürek burkan bir sinema diliyle beyazperdeye armağan ediyor.

Arjantin’den sarsıcı hikâyeler
Türkiyeli sinemaseverlerin ‘Gemini’ filmiyle tanıdığı, Arjantin sinemasının yükselen yıldızı Albertina Carri’nin son filmi ‘Öfke’ (La Rabia) seyirciyi sarsacak bir yapım. Modern klasikler arasında yerini şimdiden alan film, kırsal hayatın sessiz ve durgun görüntüsünün ardındaki öfke ve şiddeti haykıran bir çığlık adeta. Transilvanya Film Festivali’nden “FIPRESCI Ödülü” bulunan ‘Öfke’yi, sarsıcı ve akıldan hiç çıkmayacak filmleri sevenler kaçırmamalı.

Festivalin bir diğer FIPRESCI Ödüllü filmi yine Arjantin’den geliyor. Lucrecia Martel’in son filmi ‘Başsız Kadın’ (The Headless Woman) bir kaza sonrası yaşamı değişen Verónica’nın öyküsünü anlatıyor. Pedro Almodóvar’ın yardımcı yapımcılığını üstlendiği film, uyanamadığımız kabusları andırıyor.

Villaverde’yi özleyenlere
Sadece Portekiz değil, Avrupa sinemasının da en önemli kadın yönetmenlerinden Teresa Villaverde’nin son filmi ‘Trans’ (Transe) Rusya’yı terk edip başka ülkeye yerleşme hayalleri kuran Sonya’nın kendini bir anda kadın ticaretinin tam ortasında bulduğu bir öykü... Avrupa Filmleri Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü”nü alan ‘Trans’ bu bölümün en iddialı yapımlarından biri olması yanında, Villaverde’yi özleyenler ve onun sinemasıyla yeni tanışacak olanlar için bulunmaz bir fırsat.

Asya kıtasından iki film
Deepa Mehta’nın unutulmaz filmi ‘Su’daki oyunculuğuyla hafızalarımıza kazınan Hindistan sinemasının ünlü oyuncusu Nandita Das, bu kez kameranın arkasına geçiyor ve 2002'de Hindistan'ın Gujarat eyaletinde yaşanan kıyımın bir ay sonrasında bir grup insanın yaşadıklarına çeviriyor kamerasını. Das’ın Selanik Film Festivali’nden “Üstünlük Ödülü” aldığı filmi ‘Firaaq’ (Firaaq) üstün görsel anlatımı ve hüzünlü öyküsüyle seyirciyi derinden etkileyecek.

Yarışmaya Uzakdoğu sinemasından katılan film ise ‘Olduğumuz Gibi’ (The Way We Are) adını taşıyor. Hong Kong sinemasının en önemli yönetmenlerinden Ann Hui’nin filmi, ailelerinden uzaklaşmış veya uzaklaştırılmış iki kadının alınganlıklar, suçlamalar, sorgulamalar olmadan yeni bir aile kurmalarının hikâyesini anlatıyor. Sıradan görünen hayatların gerisinde yatan kırılmaları ve incelikleri gösteren bu film, Hong Konglu sinema yazarlarınca da geçen yılın en iyi filmi seçilmişti.

Türkiye’yi ‘Pandora’ temsil ediyor
Bu sene Bilge Olgaç Başarı Ödülleri’nden birinin de sahibi olan ve bütün filmleri festival programında yer alan Yeşim Ustaoğlu’nun uluslararası ödüllü son filmi ‘Pandora’nın Kutusu’ (Pandora’s Box) yarışmalı bölümde Türkiye’yi temsil edecek. Yol, yolculukta kimliği keşfetmek, sonuçta ‘öteki’ni kucaklamak gibi yönetmenin temel izleklerini taşıyan film, bir adım daha ileri giderek kentte geçen gerçekçi bir öyküyle yabancılaşma ve iletişimsizliği anlatıyor. Filmin gösterimi ardından Ustaoğlu ve filmin oyuncuları seyircinin sorularını yanıtlayacaklar.

FIPRESCI’li tek kadın filmleri festivali
FIPRESCI, 2004 yılından beri Festivale jüri göndererek, Her Biri Ayrı Renk bölümünde gösterilen filmlerden birine ödül veriyor. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, tüm dünyada çok prestijli kabul edilen bu ödülün verildiği tek kadın filmleri festivali olma özelliği taşıyor.
Clicky Web Analytics