edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Şipşak Godot, şipşak Ulysses

Küçük mavi kuşlar, nam-ı diğer Twitter sitesi, edebiyat klasiklerini 140 vuruşta özetledi. Beckett’in Godot’yu Beklerken’i, “Vladimir ve Estragon bir ağacın yanında durup Godot’yu bekliyorlar. Durumları güncellenmiyor”a dönüştü. Joyce’un Ulysses’inin başına geleni ise hiç sormayın daha iyi!
Edebiyatın unutulmaz eserleri popüler websitesi Twitter’da 140 karaktere sığdırılırsa ne olur?
Charles Dickens, JD Salinger ve Jane Austen site kullanıcıları tarafından romanları birkaç cümleyle anlatılan yazarlardan sadece bazıları. Romanların özünün üç mısralık haiku biçiminde sunulması, e-postalarını birkaç dakika içinde kontrol etmeyi, yüzlerce sayfalık roman okumaya tercih eden günümüz okuyucularının hoşuna giderken, edebiyat tutkunları ise durumdan biraz şikayetçi.
Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken: “Vladimir ve Estragon ağacın yanında durup Godot’yu bekliyorlar, durumları güncellenmiyor.”
Yayımlandığı zaman büyük tartışmalara yol açan ünlü DH Lawrence romanı Lady Chatterley’s Sevgilisi romanı ise yalnızca tek bir cümleyle özetleniyor: “Sosyetik bir kadın, bir bekçiyle kırıştırır.”
Yazar Tim Collins yapılanların dalga geçmek maksatlı olmasına rağmen, sanat ve eğitim için yeni kapılar aralayabileceğini düşündüğünü belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sitenin kullanıcılara arkadaşlarıyla beyin fırtınası yoluyla iletişim kurmalarına olanak sağlayan ‘hashtag’ özelliği yaratıcı işbirliği anlamında oldukça yararlı. Belki de Twitter’ın sanatsal bir form olarak potansiyelini daha yeni yeni anlamaya başlıyoruz.”
Bu hafta Mini Twitter Kitabı adıyla yayımlanan Mr Collins işin ironik yanının kısaltmakta en çok zorlandığı romanın James Joyce’un tıpkı Twitter güncellemelerinde olduğu gibi bilinç akışı yöntemiyle yazılan Finnegan’ın Uyanışı olduğunu belirtti.
Birkaç cümleyle dünyanın en önemli romanları:
Ulysses - James Joyce: Adam Dublin sokaklarında yürür. Gününün her bir detayına şahit oluruz. Muhtemelen Tweeter’da fazla takılmış olmalı.
Büyük Umutlar - Charles Dickens: Yetime gizli aşkı tarafından para verilir. Miss Shavisham olduğu sanılırken, Magwitch çıkar.
Çavdar Tarlasında Çocuklar - JD Salinger : Zengin züppe küçük kız kardeşi dışında herkesin sahte olduğunu sanır. Bir sinir krizi geçirir. Mark Chapman şu an John Lennon’u takip ediyor.
Aşk ve Gurur - Jane Austen: Kadın korkunç gözüken bir adam olan Darcy ile tanışır. Aslında iyi biri olduğu anlaşılır ve birlikte olurlar.
Bridget Jones’un Günlüğü - Helen Fielding: Aşk ve Gurur’dan bir farkı yoktur. Darcy ile tanışılır. Kötü gibidir ama iyi çıkar, mutlu mesut yaşarlar.

10 Mayıs 2009 Pazar

Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülü 2009′a başvurular başladı

GENEL-İŞ ve DİSK eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk (1929-1991) anısına, ailesi, Edebiyatçılar Derneği ve Genel-İş’le birlikte bu yıl da işçi edebiyatı ödülü verilecektir.

1) Ödüle aday kitaplar, işçiler ya da diğer emekçiler hakkında olmalıdır.
2) Bu kitaplar; şiir, öykü, roman, masal, anı, günce, yaşamöyküsü, röportaj türünde olabileceği gibi, 1. madde kapsamındaki edebi yapıtlarla ilgili inceleme, eleştiri, makale, deneme, antoloji, yıllık ve benzeri türlerde de olabilir. Ancak ödül dağıtımında, tür değil, yapıtın değeri göz önüne alınacaktır. Şiir, öykü, deneme gibi türlerde, kitabın ağırlıkla işçiler ya da emeğiyle geçinenler hakkında olması, yeterli sayılabilecektir.
3) Ödüle 1 Ocak 2008′den bu yana basılmış kitaplar katılabilir. Son başvuru tarihi 11 Eylül 2009′dur. Postadaki gecikmeler kabul edilmez. Ödüle tek yapıtla aday olunabilir.
4) Edebiyatçılar Derneği yönetim organlarında yer alan üyeler yarışmaya katılamaz.
5) Seçici kurul: Remzi İnanç, Özgen Seçkin, Vecihi Timuroğlu, Necati Tosuner, Tuncer Uçarol.
6) Ödüller en çok üç kitaba verilir. Aralarında sıralama yapılmayacaktır. Ödül tutarları her bir kitap için 2.000 TL’dir. Ödül
kazananlar ayrıca GENEL-İŞ’in Ören (Burhaniye)’de bulunan “Abdullah Baştürk Eğitim ve Dinlenme Tesisleri”nde bir hafta konuk edilecektir.
7) Sonuçlar, gerekçesiyle birlikte, 11 Kasım 2009 günü açıklanır. Ödül töreni, Abdullah Baştürk’ün ölüm yıldönümü olan 21 Aralık 2009 gününü izleyen hafta içinde yapılır.
8) GENEL-İŞ, ödül kazanan ve yarışmaya katılan kitaplardan bazı bölümleri, telif ücreti ödeyerek kitaplaştırabilir. Bunları yayın organlarında da kullanabilir.
9) Ödüle aday kitaplar; adres, telefon, özgeçmiş yazılı imzalı bir başvuru dilekçesiyle, yazarın kendisince ya da izin belgesiyle birlikte yayınevince, 7 adet olarak aşağıdaki adrese taahhütlü gönderilecek ya da imza karşılığı teslim edilecektir:

Edebiyatçılar Derneği (Abdullah Baştürk Ödülü), Sakarya Cad. 32/15, Bahar Apt. Kat 5, Yenişehir - Ankara. İletişim: 0312 / 434 46 65 - edebiyat@edebiyatcilardernegi.org.tr

7 Mayıs 2009 Perşembe

Şiir hatları vapuru kalkıyor

İlki geçtiğimiz yıl yapılan ve dünya edebiyat çevrelerinin ilgisini çeken Uluslararası İstanbul Şiir Festivali, salı günü başlıyor. Şiirseverleri ikinci kez dünya şiiriyle buluşmaya davet eden festival, 12-16 Mayıs tarihleri arasında kitabevlerinden köşklere, tarihî mekanlardan tiyatro ve konser salonlarına dek bütün şehre yayılacak.
Festivalin programı önceki akşam düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı. Geçtiğimiz yıl Katalan şiirinin konuşulduğu festivalin, bu seneki ana teması Çağdaş Romanya Şiiri. Dünya şairleri yelpazesini daha da genişleten festival programında dikkat çeken diğer bir yenilik de bu sene Anadolu'dan daha çok şairi ağırlayacak olması.

'Sorunlari şaırler çözecek'
Toplantıda konuşan festivalin onursal başkanı Doğan Hızlan, festivalin şiiri yeniden gündemimize taşımasının yanında Türkiye'nin dünyaya tanıtımında da büyük işlevi olduğunu söyledi. Hızlan, "Artık insanlar birbirini sanat aracılığıyla tanıyor. Bu yıl biz Romanya'yı tanıyacağız. Festival devam ettikçe dünya şairleri birbirini tanıyacak ve ileride ülkeler arasında sorunlar çıkarsa bunları şairler çözecek." dedi. Festival Yürütme Kurulu Başkanı İstanbul Kültür AŞ. Genel Müdürü Nevzat Bayhan, şiir festivali söz konusu olduğunda İstanbul'un akla gelmemesinin İstanbul sevdalısı herkesi yaraladığını söyledi. Festival koordinatörü şair Adnan Özer de geçtiğimiz yıl Berlin'de yapılan Avrupa Şiir Festivalleri Yüksek Forumu'na İstanbul Şiir Festivali'nin kurucu üye olarak davet edildiğini hatırlatarak festivalin katılacak şairler için de bir referans oluşturduğuna dikkat çekti.
Bu yıl 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı sponsorluğunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ'nin öncülüğünde hazırlanan festivale 17 ülkeden 20 yabancı şair ile 20 Türk şairi katılıyor. Romanya'dan Adela Greceanu, İtalya'dan Emilio Coco, Rusya'dan Anjelina Polonskaya, Makedonya'dan Mateja Matevski ve İsrail'den Tal Nitzan, yurtdışından katılacak şairlerden bazıları. 12 Mayıs'ta Arkeoloji Müzesi'nde Kardeş Türküler konseriyle başlayacak festivale Arkeoloji Müzesi, Sirkeci Garı, D&R Beyoğlu, Emirgan Sarı Köşk, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Yerebatan Sarnıcı ve D&R Nişantaşı ev sahipliği yapacak. Festivalde şiir okumalarının dışında, İstanbul, Kadir Has ve Kültür üniversitelerinde Şiir Akademileri, Bülent Ortaçgil, Serkan Çağrı&Rumeli Band ve Kardeş Türküler konserleri ile Şiir Hatları Vapuru gezisi de yer alacak. Müşfik Kenter 'Bir Garip Orhan Veli' ile tekrar şiir festivali için sahnede olacak. Literaturwerkstatt Berlin tarafından her yıl gerçekleştirilen ZEBRA Şiir Filmleri Festivali bu sene festivale görsel bir renk kazandıracak. Dr. Christiane Lange'nin sunumuyla tanıtılacak 'En İyi Şiir Filmleri 2002-2008'in gösterimleri Tarık Zafer'de 14-16 Mayıs tarihleri arasında devam edecek. (www.istanbulsiirfestivali.org)

Festivale katılacak Türk şairler
Ali Günvar, Arif Ay, Ataol Behramoğlu, Ayşe Sevim, Betül Tarıman, Celal Fedai, Egemen Berköz, Eray Canberk, Gülten Akın, İbrahim Tenekeci, İsmail Kılıçarslan, Kamil Eşfak Berki, Nilay Özer, Osman Konuk, Oya Uysal, Sedat Ümran, Şeref Bilsel, Turan Koç, Ülkü Tamer, Veysel Çolak.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Tolkien’in yeni kitabı geliyor

“Hobbit” ve “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin yazarı JRR Tolkien’in 1920’lerde Oxford Üniversitesi’nde profesörlük yaptığı sırada biriktirip İngilizceye uyarladığı yaklaşık 800 şiirden oluşan İskandinav efsaneleri, salı günü “The Legend of Sigurd and Gudrun” adıyla İngilizcede yayımlanıyor.
Tolkien’in eserlerine ilişkin ipuçları verecek olan akademik çalışma, İngiltere’de yayımlanmadan en çok sipariş verilen kitaplar arasına girdi. Şiirleri, Tolkien’in oğlu Christopher (84) derledi. Yayıncı HarperCollins’den David Brawn, ilk seferde zor okunan bir kitap olarak algılanabilecek eserin okuyucuyu zamanla içine alacağını söyledi. Kitap Amazon’un siparişler listesinde 9. sırada bulunuyor. Tolkien’in tamamlayamadığı, ancak oğlu tarafından bitirilen “Children of Hurin”, 2007’den bu yana 1 milyonluk bir satış rakamına ulaştı

‘Yaz Sonu’ kitabı ABD’de yayımlandı

YAZAR Adalet Ağaoğlu, “Yaz Sonu” romanının ABD’de yayımlanması dolayısıyla önceki gün New York’a geldi.
Ağaoğlu, Işık Binyılı (Light Millennium) adlı sivil toplum kuruluşunun Türkevi’nde onuruna düzenlediği toplantıya katıldı. Işık Binyılı’nın Başkanı Bircan Ünver’in Ağaoğlu’na bir plaket sunduğu toplantının başkanlığını New York Üniversitesi öğretim üyesi Sibel Erol yaptı. Toplantıya romanın çevirmeni Figen Bingül ve Talisman Yayınevi’nin editörü Edward Foster da katıldı. Ağaoğlu, roman yazmanın kendisi için ne demek olduğunu anlattı ve “Yaz Sonu” üzerine yazdığı “Doğu Akdeniz’de Zaman” adlı yazıyı okudu.

Pamuk'un kaleminde İtalyan mürekkebi var

Orhan Pamuk, La Repubblica gazetesine verdiği söyleşide İtalyan edebiyatıyla 'akrabalığını' dile getirdi.
Orhan Pamuk, 13 Mayıs'ta başlayacak İtalya turundan önce La Repubblica gazetesine konuştu. Kendisini Cihangir'deki yazıhanesinde ziyaret eden gazeteye açıklamalar yapan Nobelli Türk yazar, 20 yaşında okuduğu Sandık Müşahidi adlı Italo Calvino kitabının kendisini etkilediğini anlatarak, "Kitapta anlatılanların, din - siyaset ilişkisinin bugünkü Türkiye'ye benzediğini görmek kolay. Ama etkileyici olan Calvino'nun bu ağır siyasi konuya rahatça yaklaşması ve hafifliğiydi. Calvino'nun benim için en parlak yanı, en ilgisiz en dramatik durumlarda, şeylerin, ilişkilerin hafifliğini' görebilmesi, mizah duygusunu hep canlı tutabilmesidir," ifadesini kullandı. Yazar dün yayımlanan haberde ayrıca, usta romancı Umberto Eco ile kendi arasında "O da benim gibi metafor ve alegorik araçları bol bol kullandı," diyerek bir benzerlik de kurdu. Dante Alighieri'nin Yeni Hayat kitabındaki Beatrice'nin aynı isimli kendi kitabında Canan karakteri için bir ilham kaynağı olduğunu söyleyen Orhan Pamuk ayrıca, yine bir İtalyan kalemi olan Alberto Moravia'nın ilk kitaplarından da övgüyle söz etti. Pamuk, Carlo Emilia Gadda'nın Merulana Sokağındaki Çirkin Pastahane adlı kitabı ile yazdığı Kara Kitap arasında benzerlik kurarken, "Gadda'nın ki sadece polisiye bir roman değil aynı zamanda felsefi, Kara Kitap da ben de böyle yaptım," dedi. Pamuk, 13 Mayıs'da Floransa Üniversitesinden Edebiyat ve Felsefe alanında şeref diploması (Laurea honoris causa) alacak. Yazar ayrıca Torino Kitap Fuarı'na da katılacak.

Avrupa edebiyatı Anadolu yollarında

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Goethe Enstitüsü ve Avrupa Komisyonu 'Kültür Köprüleri' programı başlattı. Proje kapsamında yazar buluşmalarından edebiyat okumalarına, sergilerden konserlere, okuma tiyatrolarından kısa film atölyelerine pek çok faaliyeti içeren 'Avrupa Edebiyatı Türkiye'de-Türk Edebiyatı Avrupa'da ('European Literature Goes to Turkey-Turkish Literature Goes to Europe) başlıklı etkinlik düzenlenecek.
Önce İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır, Kayseri, Van, Malatya, Gaziantep, Erzurum, Samsun, Antakya, Ankara, Tekirdağ gibi Türkiye'nin 24 kentinde, ardından da Sofya, Bükreş, Viyana, Zürih, Essen gibi Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilecek proje yarın başlayacak ve 22 Haziran 2010'a kadar devam edecek. Türkiye'de ve Avrupa'da ilgi görmesi beklenen projenin tanıtımı için dün TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Almanya Federal Meclis Başkanı Prof. Dr. Norbert Lammert'in katılımlarıyla İstanbul Tarabya'daki Alman Büyükelçiliği Yazlık Rezidansı'nda bir basın toplantısı düzenlendi. Proje; 'edebiyat ve kültür aracılığıyla insanî değerlerin yüceltilmesini ve kültürler arası alışveriş ile sivil toplum diyaloglarının geliştirilmesini' amaçlıyor. Proje kapsamında konuk yazarlara, internet bağlantılı bilgisayarlar ve elektronik araçlarla donatılmış 'gezici kütüphane' eşlik edecek. Gezici kütüphane dün, ilk durağı olan Diyarbakır'a Türk geleneklerine uygun olarak ardından su dökülerek uğurlandı.

MALATYA, GAZİANTEP, ŞANLIURFA, VAN, KARS

Yarın başlayacak Türkiye turuna; sekiz Avrupa ülkesinden, eserleri Türkçeye çevrilmiş Thorsten Becker, Jutta Richter, Björn Kern, Perikles Monioudis, Dumitru Tsepeneag, Katja Lange-Müller gibi 48 yazar konuk olacak. Yazarların yanı sıra, fotoğraf sanatçıları, film yapımcıları ve müzisyenler de Türkiye'nin yirmi dört kentinde sanatseverlerle buluşacak. Her ilde bir hafta boyunca iki dilde edebiyat okumaları ve söyleşiler gerçekleştirilecek. Projenin Diyarbakır'dan sonraki duraklarından bazıları ise şöyle: Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, Kars, Erzurum, Trabzon, Samsun...
"Yollarda... Avrupa Kültür Haftası Etkinlikleri" adı altında düzenlenecek program kapsamında konserler, atölye çalışmaları ve Haymatloz, Dieter Sauter başlıklı sergiler de yer alacak. Kentlerdeki yerel halk, Avrupa'da güncel sanat alanındaki gelişmeleri ve yenilikleri yakından görmüş olacak. Projenin Türkiye turu, 13 Nisan 2010'da, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilecek özel bir gala ile son bulacak.
Projenin ikinci ayağı 4 Mayıs 2010'da başlayacak. Sekiz Avrupa ülkesini kapsayan Avrupa turunda ise; eserleri daha önce yabancı dile çevrilmiş on altı Türk yazar, yedi AB ülkesi ve İsviçre'de, iki dilde okuma günleri gerçekleştirecek. Türkiye'den çeşitli müzisyenler, film yapımcıları ve fotoğrafçılar, Sofya, Bükreş, Viyana, Zürih ve diğer iki Avrupa Kültür Başkenti olan Pecs ve Essen'de Türk kültürünü sanatseverlerle buluşturacak. 24 Haziran 2010'da ise Brüksel'de tüm Avrupalı ve Türk sanatçıların katılımıyla bir gala gerçekleşecek. Böylece proje tamamlanmış olacak.

3 Mayıs 2009 Pazar

Gölge Dergi 20. sayısıyla huzurlarınızda. Bu sayıda Gökcan Şahin'den "Kalem Kılıçtan Keskindir", Sadık Yemni'den "Birinci Reklamkeş Cinayeti", Mustafa Emre Özgen'den "Takım Elbiseli Adam II", Serdar Kökçeoğlu'dan "Ekstra İnce, Ekstra Hassas" ve Oğuz Özteker'den "Kadın Telefon Etmezse" öyküleri yer alıyor.

Mustafa Göçer'in 3M+T'nin ikinci bölümü ile Onur Diler'den Düş Kapanı çizgi romanları da yine bu sayımızda.

Masis Üşenmez bizi SkyNET'le bağlantıya geçirip Terminatör'ün bahsini "Terminatör Will Be Back!" yazısıyla açarken, İlker Altın pop sürrealizmin kimliğini "Lowbrow Art" ile ortaya koyuyor. Barış Saydam ise soyulmanın hazzını "The Pleasure of Being Robbed" yazısında inceliyor. Hasan Nadir Derin tüm karizmasına karşın Wolverine'in aslında bir müzikal oyuncusu olduğunu "Müzikallerden Hollywood Yıldızlığına" adlı Hugh Jackman yazısıyla gösteriyor.

Yazar Erol Çelik'i "Her İnsanın Karanlık Bir Dünyası Vardır..." yazısıyla kendi kaleminden okuyoruz. Ayrıca Bihter Küçük "Kozanın Tereddütü" adlı kitabı inceliyor. Ankara'nın festival günlüğünü Hasan Nadir Derin "Başkentte Sinema Dolu Bir Ay" yazısıyla sizler için tutuyor.
Gölge e-Dergi 20. sayıyı PDF olarak okumak isterseniz buradan indirebilirsiniz.
Gölge e-Dergi 20. sayıyı flash olarak okumak isterseniz buradan indirebilirsiniz.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Rıfat Ilgaz Anılıyor

7 Mayıs 1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde dünyaya gelen Rıfat Ilgaz,Bahçeşehir Kolejleri tarafından düzenlenen –Çınar Yayınları’nın da katkı sunduğu- bir dizi etkinlikle anılacak…
Türkiye genelinde 17 okul kampüsü ile eğitim öğretim hizmeti sunan Bahçeşehir Kolejleri, ünlü edebiyatçı Kastamonu-Cideli Rıfat Ilgaz’ı doğum gününde anmak, şiirlerini, romanlarını ve öykülerini başta öğrenciler olmak üzere Türk halkına daha yakından tanıtmak amacıyla 7 Mayıs Perşembe günü Kastamonu Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde, Çınar Yayınları’nın da katkılarıyla Rıfat Ilgaz’ı Anma Günü düzenliyor. Kastamonu Bahçeşehir Koleji ev sahipliğinde ve Çınar Yayınları ile Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilecek etkinliklere edebiyata ilgi duyan herkes katılabilecek.
Rıfat Ilgaz’ı anma etkinlikleri kapsamında ilköğretim öğrencilerine yönelik yaratıcı drama çalışmaları, yazarlarla söyleşi ve paneller gerçekleştirilecek. Etkinliklerin finalinde düzenlenecek törende ise Rıfat Ilgaz’ın hayatını anlatan bir barkovizyon gösterisi olacak. Cide Belediyesi Rıfat Ilgaz Çocuk Korosunun vereceği mini konserin ardından Kastamonu Bahçeşehir Koleji öğrencileri, Rıfat Ilgaz’ın yazdığı Hababam Sınıfı skeçini sahnede oynayacaklar.
Bu yıl ilk kez Bahçeşehir Kolejleri ilköğretim 7.sınıf öğrencileri arasında düzenlenen Rıfat Ilgaz Öykü Yarışması’nda dereceye giren öğrencilere ödülleri verilecek. Derece yapan öğrenciler, Kastamonu Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin evlerinde misafir edilecekler.8 Mayıs’ta da öğrenciler, Kastamonu ve Cide’deki kültürel ve tarihsel yerleri gezecekler. Rıfat Ilgaz’ın doğduğu Cide’de şu an müze haline getirilen evini ziyaret edecekler.
2010’da Rıfat Ilgaz Öykü Yarışması’nın ulusal çapta tüm Türkiye genelinde, 2011’de Rıfat Ilgaz’ın doğumunun 100.yıl dönümünde ise uluslararası düzeyde düzenlenmesi planlanıyor.

(7 MAYIS 2009)
11:00-12:30 Yaratıcı Drama Uygulamaları
Nilay Yılmaz-Yazar-Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Ali Kırkar-Eğitimci-Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi
13:30-14:30 Çocuk Yazarı Nilgün Ilgaz ile Söyleşi
15:00-16:00 Panel – Türkçemize sahip çıkalım!
Mavisel Yener-Yazar
17:30-19:00 Rıfat Ilgaz’ı Anma Töreni
Rıfat Ilgaz Barkovizyon Gösterimi
Cide Belediyesi Rıfat Ilgaz Çocuk Korosu
Hababam Sınıfı Skeçi-(Kastamonu Bahçeşehir Koleji öğrencileri)
Rıfat Ilgaz Öykü Yarışması Ödülleri

17 Nisan 2009 Cuma

Edebiyat tarihine geçecek sahtekârlık

Yayın ve edebiyat dünyası eşi görülmemiş bir skandala sahne oldu. Nazan Bekiroğlu'nun Yûsuf ile Züleyha adlı kitabını kendi adıyla yayımlayan Şenol Koray Sakınmaz, 'Kitabımı çaldılar.' diyerek Bekiroğlu ve yayımcısı Timaş Yayınevi aleyhinde dava açtı.
Yayın ve edebiyat dünyası bugünlerde eşi görülmemiş bir skandalla çalkalanıyor. Bu kez skandalın adı korsan ya da intihal değil, kopya kitap. Şenol Koray Sakınmaz adlı bir kişi, günümüzün usta yazarlarından Nazan Bekiroğlu'nun 2000 yılında yayımladığı ve bugüne kadar 27 baskı yapan Yusuf ile Züleyha adlı kitabını 2006 yılında 'Züleyha' ismiyle ve kendi imzasıyla yayımlamış. Sakınmaz'ın kurduğu Akademi Kültür ve Sanat Yayıncılık'tan çıkan kitabın künyesinde Akademi ve Minik Serçe yayınevlerinden bugüne kadar beş baskıda 50 bin adet basıldığı yazıyor.
Skandalı geçtiğimiz günlerde yayıncısı Timaş'a gelen bir ihbar üzerine öğrenen Nazan Bekiroğlu, tam anlamıyla bir şok yaşadı. Olayı araştıran Timaş Yayınları'nın avukatları, Şenol Koray Sakınmaz'la görüştü. Bu görüşmede Sakınmaz, avukata 'nasıl böyle bir hata işlediğini anlamadığını, helalleşmek istediğini ve kul hakkına tecavüzden çok korktuğunu' söyleyerek konunun sulh yoluyla çözülmesini istedi. Ancak bu görüşmenin ardından Sakınmaz, 'kendi kitabını çaldıklarını' iddia ederek Timaş Yayınları ve Nazan Bekiroğlu aleyhine dava açtı. Bu dava ile Timaş yetkilileri ve Bekiroğlu ikinci bir şok yaşadı. Timaş Yayınları da açılan davaya karşı davayla karşılık verdi. Şenol Koray Sakınmaz açtığı davada Yusuf ile Züleyha'yı 1999 yılında yayıma hazırladığını ve Bakırköy 13. Noterliği'nden tasdik ettirerek yayınevlerine gönderdiğini iddia ediyor. Fakat iddia ettiği gibi eserin noterden tasdikli bir sureti dava dosyasında bulunmuyor.
Sakınmaz'ın sabıkası kabarık
Yayın dünyasını yakından takip edenler Şenol Koray Sakınmaz ismine yabancı değil. Sakınmaz yine bir ilke imza atmış ve gazetelere tiyatro oyuncusu Şahnaz Çakıralp'in kendi bastığı Çıplak Ayakla Yürümek adlı kitabıyla ilgili olarak 'satmayan kitap' ilanı vermişti. Çakıralp de kitap basıldıktan sonra Sakınmaz'ın kendisine ödemede bulunmadığını, yapacağı suç duyurusundan haberdar olup böyle bir yola başvurduğunu söylemişti. Aynı yayınevinden çıkan 'Kedi Yürüyüşü' adlı kitabın yazarı Derya Aydın da 'Kedi Yürüyüşü'nün üzerindeki bandrollerin başka bir kitap için alındığını öğrenmiş; bu durumu ortaya çıkarmasının ardından tehdit aldığını söyleyen yazar da Sakınmaz hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.
Öte yandan Şenol Koray Sakınmaz'ın http://senolkoray.com adresli internet sitesindeki biyografisi de çelişkili ifadelerle dolu. Sakınmaz biyografisinde TED Koleji'nde eğitim gördüğünü ve İstanbul ve Boğaziçi üniversitelerinde öğretim üyeliği görevinde bulunduğunu iddia ediyor. TED Koleji böyle bir öğrencinin kayıtlarında yer almadığını söylüyor. YÖK kayıtlarında da Şenol Koray Sakınmaz adında bir doçent mevcut değil. Sakınmaz ayrıca Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) üyesi olduğunu iddia ediyor. TYB yetkilileri de böyle bir üyenin kayıtlarında bulunmadığını söylüyor. Bu iddiaları sormak için aradığımız Akademi Kültür Sanat Yayıncılık'ın telefonları cevap vermedi. Ayrıca kitapların üzerinde yer alan internet sitesi de aktif değil. Kopya kitabın üzerinde adı yazan Alfa Kitap da bu dağıtımı gerçekleştirmediklerini ifade ediyor.
'Yayıncılık alanında denetim sıklaştırılmalı'
Timaş Yayınları Genel Yayın Editörü Emine Eroğlu, bu olayda irdelenmesi gereken önemli meseleler olduğunu söylüyor. Eroğlu'na göre Türkiye'de yayınevi kurmak çok kolay. Birçok kişinin yayınevi kurup insanları mağdur edip ortadan kaybolabildiğine dikkat çeken Eroğlu, "Bir adam çalışan kadrosu bile olmadan bir yayınevi kuruyor, bir kitabı hırsızlama alıp basabiliyor." diyor. Nazan Bekiroğlu'nun böyle bir olayla muhatap olmaktan çok rahatsız olduğunu dile getiren Eroğlu, "Türkiye'de davaların uzun sürmesi ve çamur atıldığında izinin kalması tehlikesi bile onu incitiyor." ifadelerini kullanıyor. Eroğlu, yayınevleri ve bandrol konusunda gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde Reşat Nuri Güntekin veya Oğuz Atay gibi ünlü isimlerin romanlarının bile başka bir kişinin adıyla yayımlanma ihtimali olduğuna dikkat çekiyor. Uzun yıllardır yayıncılık dünyasının içinde olan Eroğlu, böyle bir olayı ilk kez yaşadığını ifade ediyor.

16 Nisan 2009 Perşembe

Koleksiyoncular ile yepyeni bir macera!

David Baldacci, iskambil kâğıtlarının renkli dünyasını, milyonlarca dolar değerindeki nadir kitaplarla dolu kütüphanelerin tozlu raflarıyla ve devlet sırlarının karanlık gerçekleriyle buluşturuyor…
David Baldacci, kimi zaman gerçeğe çok yaklaşan komplo teorileri de içeren çoksatan romanlarıyla tanınan bir yazar. “Deve Kulübü” ,yazarın 11 Eylül sonrasında Amerikan siyasetinin ve güvenliğinin yeni biçimini irdelediği dört kitaplık roman serisinin kahramanlarından oluşuyor. Koleksiyoncular, bu seriye dâhil bir kitap.
Koleksiyoncular, yeni Temsilciler Meclisi Başkanı’nın bir suikaste kurban gitmesiyle açılıyor. Bu suikast, haliyle Amerikan kamuoyunu ve hükümetini derinden sarsıyor. Bu arada, Kongre Kütüphanesi’nin utangaç yöneticisi Jonathan DeHaven’ın tek istediği değerli kitaplarının arasında sıradan bir gün geçirmek, ama Jonathan, bir sabah kütüphanenin orta yerinde Deve Kulübü üyelerinden, kitap sevdalısı Caleb Shaw tarafından ölü bulunduğunda işler karışmaya başlıyor.
Komplo teorileri üretmesiyle tanınan Oliver Stone’un başını çektiği “Deve Kulübü”, bu iki şüpheli ölüm karşısında duruma el koymaya ve aralarındaki bağlantıyı bulmaya karar veriyor. Araştırmaları sırasında karşılarına, Annabelle Conroy adında gizemli ve çok güzel bir kadın çıktığında, başta istemeseler de birlikte hareket etmek zorunda kalıyorlar. Stone ve adamlarının bilmediğiyse, Conroy’un Amerika’nın en önemli kumar merkezlerinden biri olan Atlantic City’de yüzyılın en büyük dolandırıcılığını yapıp uzaklara kaçmak niyetinde olduğu. Bu onu da kimileri için tehlikeli bir hedef haline getirmiş durumda. DeHaven’ın ve Bradley’nin katilleri de kimliklerinin ortaya çıkmaması ve kurdukları düzenin bozulmaması için akla hayale gelmeyecek kötülükler yapmakta hiçbir sakınca görmüyorlar.
“Deve Kulübü” ve Annabelle Conroy, iki koldan saldıran bu düşmanların karşısında aradıkları gerçeğe ulaşabilecekler mi? İşte Baldacci’nin, milyonlarca dolar değerindeki nadir kitapların gizemli dünyasında geçen ve elinizden bırakamayacağınız romanı bu sorunun cevabını arıyor.

15 Nisan 2009 Çarşamba

Doğu edebiyatlarının Binbir Gece Masalları formunda anlatılmış, yazılmış pek çok metni var. Tûtînâme, bunlardan biri.
Kaynağı Sanskritçe. Günümüze kalan en eski yazmalarsa Farsça. Tûtî, bildiğimiz papağan. Türkçede dudukuşu olarak da söyleniyor. Bu nedenle kitabın adına Papağanname ya da Dudukuşu’nun Hikâyeleri de denebilir. Hikâye kısaca şöyle: Tâcir Said, bilgili, akıllı bir papağan edinir. Sonra işi nedeniyle denize açılır. Papağanına da o yokken karısına göz kulak olmasını öğütler. Güzel karısı Mahı Şeker, bir zaman sonra bir âşık edinir. Papağan da onu âşığına göndermemek amacıyla her gece Mahı Şeker’e hikâyeler anlatmaya başlar. Bu iş tam otuz gece sürer. Kıssalar, ibretli masallar, hayvan hikâyeleri... Kitabı şiirimizin büyük ustası Behçet Necatigil’in Türkçesinden okuyabilirsiniz. Tûtînâme, Necatigil’in tamamladığı haliyle kaybolmuş, ölümünden yıllar sonra ortaya çıkmış.
Can Yayınları tarafından piyasaya sürülen Tûtînâme, tüm kitapçılarda...
Yayına hazırlayan: Faruk Duman
Sayfa sayısı: 309
Fiyatı: 21,50 TL

İSTANBUL'U EDEBİYATÇILAR ANLATACAK

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Heyamola Yayınları, 40 edebiyatçının, Kentin 40 Semtinin Son 40 Yılını Kaleme Alacağı 'İstanbulum' Projesi İçin El Ele Verdi.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Heyamola Yayınları, 40 edebiyatçının, kentin 40 semtinin son 40 yılını kaleme alacağı ''İstanbulum'' projesi için el ele verdi.
Dünya medeniyetinde büyük bir yere sahip, üç imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul'un her semtinin ayrı bir hikayesi olduğu fikrinden hareketle hayat bulan projede, insanların folklor, inanç ve gündelik yaşamdan kaynaklanan aşinalığı nedeniyle semt sayısı 40 ile sınırlandı.
Anlatılacak 40 İstanbul semti saptanırken, semtin tarihselliği, ünü, tanınmışlığı göz önünde tutuldu.
Semtleri anlatması için şair, hikayeci, romancı, denemeci gibi edebiyatçı yazarlar seçildi. Yazarların 40 yaşını aşmış olmalarına ve söz konusu semtlerle az çok bütünleşmiş olmalarına önem verildi.
Yazarlar, duygularını, düşüncelerini, anılarını ve semtlerin onların yaşamlarına yaptığı etkileri kendilerine has üsluplarıyla anlatacak.
Yazarlar, ''İstanbulum'' projesinde Mayıs ayı sonunda eserlerini Heyamola Yayınlarına teslim edecek. Kitap dizisinin basımının 2009 Aralık ayı sonu itibariyle tamamlanması hedefleniyor.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Türk edebiyatı İsveçlilerin gönlünü çeldi

Türk yazarlar son birkaç yıldır Almanya'ya, Amerika'ya, Fransa'ya doğru yollara düşüyor. Nobel'li bir yazarımızın olması ve geçtiğimiz yıl Frankfurt Kitap Fuarı'na konuk ülke olmamız Türk edebiyatına olan merakı biraz daha kamçıladı.
Bu kez de uzaklardan, İsveç'ten bir edebiyat köprüsü uzandı. İsveç'te yayımlanan edebiyat dergisi Karavan, Türk edebiyatını kapak yaptı. Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Aslı Erdoğan, Küçük İskender, Murathan Mungan, Ayfer Tunç ve Ahmet Ümit'e yer veren dergi, Türk edebiyatını ilk kez konu ediniyor. Derginin Türk edebiyatını ele almasının, iki ülke edebiyatı açısından çok önemli olduğunu söyleyen İstanbul İsveç Konsolosu Annika Svahnström "Türkiye, İsveç'te çok dikkat çeken bir ülke. İsveçlilerin Türk edebiyatına bu kadar geç yönelmelerinin sebebi, çok az çevirmenin olması. İsveçli yayıncıların, Türk edebiyatının ilgi görmemesi konusunda biraz korkusu var. Ama bu tür etkinlikler sayesinde buzlar eriyebilir." diyor. Üç ayda bir çıkan derginin kapağına Haliç manzaralı bir fotoğraf konulmuş. Derginin editörü Birgitta Wallin yaklaşık üç yıl boyunca Türkiye ile İsveç arasında mekik dokumuş. İngilizceye çevrilmiş Türk yazarların izini sürmüş. Zira İsveççeye tercüme edilen pek Türk yazar yok. Wallin, 120 sayfalık Türk edebiyatı kapağıyla derginin en kabarık sayılarından birini hazırlamış. Dergide yazarların şiirleri, öyküleri ve denemelerinin yanında Yaşar Kemal ile bir söyleşi yapılmış. Ayrıca Sait Faik'in bir öyküsü, Orhan Veli'nin de bir şiirine yer verilmiş. Aslı Erdoğan, Küçük İskender, Murathan Mungan, Ayfer Tunç ve Ahmet Ümit, 18 Nisan'da Stockholm'de konuk olacak. Yazarlar şiir ve öykülerini Türkçe okuyacak, ardından tiyatro sanatçıları bu metinleri İsveççe seslendirecek.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Engellere rağmen “İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali” Kasım’da sahnede!

İki yüzden fazla Türk eserinin telif haklarını satan ve Koreceden İngilizceye, Rusçadan Katalancaya birçok dilde Türk edebiyatının okunmasını sağlayan Kalem Ajans’tan edebiyatseverlere güzel haberler var.
İstanbul gibi kültür ve sanatın her alanında çok önemli, büyük ve uluslararası etkinliklerin gerçekleştiği bir metropolde edebiyat festivalinin zamanının geldiğini düşündük.
Frankfurt’ta yeni konuk ülke olmuştuk ve bir yazarımız da Nobel almıştı. Artık tempoyu artırmalı, edebiyatın dışa açılımını kitlesel boyutlara taşımalıydık.
Bu düşünceyle, İstanbul, edebiyat, şehir, zaman derken, festivalin adı da ortaya çıkıverdi: İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali.
Konuyu burada isimlerini sayarsak eksik kalabilecekler açısından üzüntü yaratma riskini göze alamadığımız sayıda edebiyatçımızla, edebiyat araştırmacımızla paylaştık. Ne güzel ki, tüm tepkiler olumluydu. Hiçbir karşılık beklemeden danışma kurulunda yer alan isimler de, uluslararası ilişkilerini hiç tereddütsüz seferber edenler de yolumuzu açtı.
İstanbul’daki yabancı kültür kuruluşlarıyla konuyu paylaştık, 30 ülkeden 100′e yakın yazarın İstanbul’da okurla buluşma olanağının yolu açılıverdi. Ne acı ki, turizmi geliştirmek için büyük bütçeler ayıran ilgili bakanlığın Türkiye’nin ilk uluslararası edebiyat festivali için yeterli bütçesi yokmuş. Kitap alırken kullandığımız o kredi kartlarını veren bankalarımızın da edebiyata ayıracak paraları yoktu.
Görüşmeye bile gerek duymadan projemizi desteklemeyi reddeden, her gün çikolatasını yediğimiz, buzdolabını kullandığımız, arabasına bindiğimiz kocaman şirketlerle olumsuz geçen toplantılardan sonra çok üzüldük ama yılmadık. Uluslararası kuruluşlar ve ajanslar işe katıldı. Her şey büyük bir mutluluk kaynağıyla gelişti.
Elbette konuyu, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na da taşıdık, böyle bir işin ilki kuşkusuz bu kapsamda yapılmalıydı. Üstelik tüm kamu kurumları kendi bütçeleri olmadığı gerekçesiyle oraya yönlendiriyordu.
Ama ne yazık ki, aradan geçen aylar boyunca hiçbir tepki alamadık. Sözlü olarak kimi koşullar iletildi, ama işin özüne uymuyordu, yine de değerlendirip geliştirerek yol alalım dedik, yine hiçbir ses çıkmadı.
En son bu hafta başında konuyla ilgili yaklaşımlarını öğrenmek üzere ilgili bölüm yönetmenine yazdık, yine ses çıkmadı.
Şimdi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı olanaklarıyla çok güçlü biçimde gerçekleşebilecek festivali belki biraz daha mütevazı ama mutlaka yapacağız.
Kasımda, İstanbul’un kitapla yatıp kitapla kalktığı günlerde, Beyoğlu’ndan Beylikdüzü’ne bir edebiyat çizgisi çekeceğiz, 100′e yakın konuk yazarla ve çok sayıda araştırmacımızla İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nde buluşmak üzere.
Sahne edebiyatın!
Sahne bizim!
İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali
www.itef.com.tr
www.istanbultanpinaredebiyatfestivali.com/

3 Nisan 2009 Cuma

Jale Sancak ile Yazı Atölyesi

Öykü ve senaryo yazarı Jale Sancak, Galpera Sanatevi'nde öykü ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor.
Tarih : Her Cumartesi
Saat : 14:00
Yer : Galapera Sanatevi
Şehir : İstanbul Avrupa
Öykü ve senaryo yazarı Jale Sancak, her cumartesi Galpera Sanatevi'nde öykü ve yaratıcı yazarlık üzerine dersler veriyor.
Katılım ve bilgi: 0535 617 50 71
Jale Sancak Biyografi:
İstanbul’da 3 aralık 1958’de doğan Jale Sancak, Bebek İlkokulu’nu, Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ni bitirdi. Sekreterlik, düzeltmenlik, redaktörlük, desinatörlük yaptı. 1984’ten beri tekstil sektöründe modelist ve tasarımcı olarak çalışıyor. Resimle de uğraşan Jale Sancak, 1985’te TRT İstanbul Radyosu’nda seslendirilen 'Yitik Sesler' adlı oyunuyla yazarlık yaşamına adım attı. Öyküleri 'Argos', 'Adam Öykü' ve 'Varlık'ta yayımlandı. 1998’de TRT’ye 'Ateşi Çalmak' adlı TV programını hazırladı. 'Mırıl Mırıl Münevver' adlı öyküsü TRT’ye TV filmi yapıldı. TRT radyolarında 20 kadar oyunu yayınlandı. 'Bu Gece Pera’da' adlı öyküsü Fince’ye çevrildi.
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri:
Ansızın Gelen / Mart 2007
Yaşamdan Sahneye / Ekim 2005
Sürgün Melekler / Ekim 2004
Kenti Dinlemek, Büyülü Kent İstanbul’dan Öyküler / Eylül 2004
Üç Aşk, Toplu Öyküler (1989-1993) / Eylül 2003
Surdibi’nde Çilingir Muhabbeti / Ekim 2002
Diğer eserleri:
2000 / Aşka Dayanmak
1999 / Hayatın Bu Yakası
1998 / Ansızın Gelen
1993 / Bahçedeki Tuhaf Adam
1991 / Aynadaki Yüzler
1989 / Bu Gece Pera'da

Ödüller:
2002 Haldun Taner Öykü Ödülü (İkincilik) (Bıçkın Melek ve Küçük, Önemsiz Bir Kayboluş (Öykü))

1.Uluslararası Şiir Şöleni

1.Uluslararası Şiir Şöleni 17 ve 19 Nisan 2009 tarihleri arasında Ağrı'da gerçekleşecek.
17 NİSAN 2009 CUMA
-Ağrı Valisi Sayın Mehmet Çetin’in Resmi kabulü ve akşam yemeği
Yer: Ağrı Polisevi Saat: 18:00
-İbrahim Çeçen Üniversitesi Öğrencileriyle Şairlerin Buluşması
Yer: Mavi Salon Saat: 19:00

18 NİSAN 2009 CUMARTESİ
-İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr. İrfan Aslan’ın sabah kahvaltısı
Yer: Dolunay Cafe Restaurant Saat: 07:30
-Doğubayazıt’a Hareket
Saat: 08:30
-Tarihi ve Turistik Yerlere Gezi (Doğubayazıt)
(Ağrı Dağı, Meteor Çukuru- Nuh'un Gemisi, Şehir Gezisi, Bayazıt Eski Camii, Büyük Şair, Düşünür ve Mutasavvıf Ahmedi Hani’nin Türbesine Ziyaret ve İshak Paşa Sarayı)
-Öğle Yemeği
Yer: İshak Paşa Sarayı (Keşişin Bahçesi) Saat: 12:00

-Ebru Sergisinin Açılışı
- Yard. Doç.Dr. Ahmet SOBACI’nın eşliğinde Ağrı Valisi Sayın Mehmet ÇETİN ve İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr. İrfan ASLAN’ın Ebru Teknesinde Örnek Ebru çalışmaları
- Yard.Doç Dr. Abdulkerim DİNÇ’in Fotoğraf Sergisinin gezilmesi
Yer: İshak Paşa Sarayı Giriş Salonu Saat: 13:30
-Şiir Şöleni
-Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı
-Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. İrfan ASLAN’ın açılış konuşmaları
-Ağrı Valisi Sayın Mehmet Çetin’in konuşmaları
-Şairlerin Şiirlerini Sunmaları
Yer: İshak Paşa Sarayı Saat: 14:00

26 Mart 2009 Perşembe

İstanbul 2010’da Sanatçılar seslerini yükseltiyor

Günter Grass, Atwood, Le Clezio gibi yazarları İstanbul’a getirecek 2010 projesi iptal. Proje sahibi Sezer Duru, bütçenin kesintiye uğradığını söylüyor. Bir grup sanatçı da ‘şeffaflık’ talep eden bir bildiri yayımladı
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin en çok ilgi çeken projelerinden biri, ‘Ünlü Yazarların İstanbul Buluşması’ iptal oldu. Projeyi hazırlayan yazar ve çevirmen Sezer Duru ‘bütçesi kısıtlandığı için’ projeyi iptal etme kararı aldı. Böylece, hiç değilse 2010’da, iyi bildiğimiz, Nobel ödüllü yazarlarla tanışma, onların ortak imzasını taşıyan, belli ki dünya çapında ilgi görecek bir kitabı okuma ihtimali ortadan kalkmış oldu.
Sezer Duru, Almanya’da Berlin Festivalleri’nin yöneticisi olan Dr. Joachim Sartorios’la birlikte hazırladığı proje kapsamında 16 tanınmış yazarı İstanbul’da ağırlayacaktı. Aralarında Amin Maalouf, Has Magnus Enzensberger, Arundhati Roy, Margaret Atwood, Paul Auster, Günter Grass, A.S Byatt, Tahar Ben Jelloun, Jean-Marie Le Clezio gibi isimlerin olduğu yazarlardan 10 kişiye davet mektupları gönderilmiş, kimilerinden olumlu cevaplar alınmıştı. Proje kapsamında önce yazarlardan İstanbul izlenimlerini yazmaları istenecek, daha sonra İstanbul’da söyleşiler düzenlenecekti. Yazılan metinler ortak bir kitapta toplanacak, ayrıca ‘çevre, savaş, açlık’ gibi konularda bir ‘2010 yazarlar bildirisi’ yayımlanacaktı.
Bundan altı ay kadar önce yayımlanan 2010 Projeleri kitabında da yukarıda özetlediğimiz şekilde aktarılan proje, şimdi iptal olma yolunda. Sezer Duru, pazartesi günü 2010 Ofisi’ne yolladığı bir mektupla, bütçe kısıntıları ve prosedürden kaynaklanan zorluklar nedeniyle çekilme kararını bildirdi. Sezer Duru’dan aldığımız bilgiye göre, davet edilen yazarlara iptal mektupları da yollanmaya başlandı...
Sezer Duru, projenin bütçesinin 300 bin Avro olduğunu, ancak 2010 yönetiminin bu bütçeyi 200 bin YTL’ye düşürdüğünü söylüyor. Proje işlemeye başladıktan sonra şirket kurması, KDV ödemesi gerektiğini de öğrenen Duru, sonunda çekilmeye karar vermiş: “Ne KDV öderim, ne vergi öderim. Ben şirket değilim, tüccar değilim. Mal satmıyorum, düşünce ve yaratıcılığa aracılık ediyorum. Burada çok istisnai bir durum var ve bunu onların halletmesi gerekirdi. Kitap, çevirmen, salonlar, konaklamalar hepsini üstüme yıktılar. Prosedürün dışına çıkamadılar.” Sezer Duru, projeden para kazanmadığını özellikle vurguluyor. Bütçe kabul edilse bile Sartorios ve Duru masraflar için sadece 3’er bin Avro alacaklarmış, o da kalmış. Sezer Duru son söz olarak “Bana göre Türkiye hâlâ yaratıcı sanatçının önemini anlamadı, anlayacağı da yok.” diyor.

‘Bütçeyi yeniliyorduk’
2010 Ajansı’nda edebiyat projelerinin yönetmeni Ahmet Kot ise, “Mektubu masamda bulunca çok şaşırdım!” diyor: “Çok beğendiğim bir proje. Herhalde işlerin gecikmesi Sezer hanımı üzdü. Bize ilettiği sıkıntıları çözmek için uğraşıyoruz. O da prosedüre ilişkin bir şey. Kişisel bir başvuru yapılmış, KDV filan gibi detaylar düşünülmemiş. ‘Ben bunu ödeyemem’ dedi. Yönetim Kurulu toplantığında KDV’den doğan farkı ilave ederek bütçesi yenilenecekti. Ama onun dışında bütçenin yetersizliğine dair bir kez bile bana bir şey söylemedi.”
Yürütme Kurulu’nda yaşanan istifalar, zamanın hızla daralması, pek çok projenin istenilen seviyede ilerlememesi gibi sıkıntılara şimdi önemli projelerden birinin iptali eklenmiş oldu. İstanbul’da çok okunan, saygın yabancı yazarları nadiren görebilen edebiyat düşkünleri için de merakla beklenen bir buluşma şimdilik tatlı bir hayale dönüşmüş gibi görünüyor.

‘Bu sahnede biz de varız!’
Yukarıdaki başlık, Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi’nin yaptığı açıklamanın başlığı. 2010’la ilgili sanatçıların rahatsızlıkları biliniyordu. Nitekim, önceki gün hazırlanan bildirilerden biri daha yayımlandı. “Gelişmelerden kaygı duyuyor; kamuoyunda yaratılan güvensizliğin giderilmesini bekliyoruz” denilen bildiride İstanbul 2010 Ajansı’na yönelik şu talepler sıralanıyor:
* Katılımcı ve demokratik anlayışa sadık kalınması. l 2010’a dokuz ay kala Yürütme Kurulu’nu istifaya taşıyan sebeplerin kamuoyuna açıklanması.
* Ajans içinde ve ajansla proje sahipleri arasında süren iletişimsizliğin ortadan kaldırılması.
* Proje değerlendirme ve hayata geçirme aşamalarındaki hantallık, tutarsızlık ve belirsizliğinin giderilmesi.
*Projeleri değerlendiren kurullara ve proje sahiplerine müdahale edilmemesi. Kurullardan geçmeyen projelere, kişi ve kurumlara ayrıcalık tanınmaması, süreçlerin nesnel, şeffaf ve denetlenebilir kılınması.
Kültür endüstrisi kendi içinde rekabet ederken, varlıkları unutulan sanatçılar seslerini yükseltmeye başladı. Dans, performans, tiyatro yapan sanatçıları temsil eden kurum ve kuruluşların imza attığı bildiri, açıkça şeffaflık talep ediyor, katılımcı olunmasını istiyor. Altında Övül-Mustafa Avkıran, Nihal Koldaş, Aylin Kalem, Mihran Tomasyan, Aytül Hasaltun, İlyas Odman, Zeynep Günsür, Genco Gülan, Naz Erayda, Kerem Kurdoğlu, Tuğçe Tuna, Mustafa Kaplan, Mehmet Ergen, Yeşim Özsoy Gülan, Emre Koyuncuoğlu, Şule Ateş, Tülin Özen gibi sanatçıların isimleri olan bildiri şöyle bitiyor:
“Bu sürecin, İstanbul’un kültür-sanat alanındaki altyapı açıklarına kalıcı ve elle tutulur çözümler getiren bir fırsat olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Bu şehrin ‘Kültür Başkenti’ unvanını edinmesine ve geleceğe taşımasına katkıda bulunan paydaşlar olarak, İstanbul 2010 bizimdir. İstanbul biziz. Bu sahnede biz de varız!

7 Mart 2009 Cumartesi

Paris Kitap Fuarı'nda Türkiye Konuşulacak

13-18 Mart 2009 tarihlerinde 29. düzenlenecek Paris Kitap Fuarı'nın bu yıl onur konuğu Meksika olacak. 160.000'nin üzerinde ziyaretçi, 1100 katılımcı ve 3000'e yakın yazarın katılması beklenen kitap fuarında 4000'in üzerinde etkinlikle yazarlar kitaplarını imzalayacak.

Bief (Uluslar arası Fransız Yayıncılar Ofisi), İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Kalem Ajans işbirliğiyle 16 Mart 2009 pazartesi günü profesyonellere yönelik bir toplantı düzenlenecek. Fransız yayıncılara Türkiye Yayıncılığı tanıtılırken, ayrıca İstanbul Kitap Fuarı'na katılmaları için davette bulunulacak.

Kasımın ilk haftası yapılacak İstanbul Kitap Fuarı'nda Bief katılımcı olacağını şimdiden tüm üyelerine duyurdu ve başka Fransız yayıncıların da İstanbul'a gelmesini desteklemektedir.
Fransa'da Temmuz 2009- Mart 2010 arasında kutlanacak olan Türkiye Kültür Mevsimi'nde edebiyatla ilgili birçok etkinlik düzenlenecek.
Bief'le ilgili daha detaylı bilgiye www.bief.org web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Paris Kitap Fuarı web sitesi: http://www.salondulivreparis.com

Clicky Web Analytics